Eskişehir'in Saklı Edebiyat Rotaları: Şehrin Duvarlarından Gizli Kitap Kulüplerine Şiirin ve Öykünün İzinde Bir Keşif
Eskişehir'in sokaklarında gizli edebi rotaları keşfedin: Duvarlardaki şiirlerden, kahve kokulu kitap kulüplerine v...
Eskişehir’i tepeden izlemek için genellikle Şelale Park’a gidilir; ancak şehrin öyle bir tepesi vardır ki, oradan bakıldığında sadece bugünkü şehir ışıklarını değil, 700 yıl öncesinin tarihini de görürsünüz. Burası, Osmanlı Devleti’nin ilk fethedilen kalesi ve ilk hutbenin okunduğu yer olan Karacahisar Kalesi’dir.
Bugünkü keşfimiz, turistlerin çok sık uğramadığı, ancak tarih meraklıları için tüyler ürpertici bir öneme sahip olan bu sessiz nöbetçiye.
Şehir merkezine hakim bir tepe üzerinde (Anadolu Üniversitesi Kampüsü'ne yakın) yükselen Karacahisar, 1288 yılında Osman Gazi tarafından fethedildiğinde, aslında dünya tarihinin seyrini değiştirecek bir olay yaşanıyordu. Burası, küçük bir beylikten cihan imparatorluğuna geçişin ilk basamağıydı. Kalıntıların arasında dolaşırken, Osman Gazi’nin bu tepede durup, fethettiği topraklara baktığı anı hayal etmek, insana tarifsiz bir his verir.
Burası restore edilip turizme tam açılmış "cilalı" bir kaleden ziyade, hala yaşayan bir arkeolojik kazı alanıdır. Yürürken ayağınıza takılan bir seramik parçası veya toprak altından yeni çıkarılmış bir sur duvarı, tarihin ne kadar canlı olduğunu hatırlatır. Kaledeki sarnıçlar ve mimari kalıntılar, Bizans ve Türk dönemlerinin nasıl iç içe geçtiğini gösterir.
Karacahisar’ın en büyük ödüllerinden biri de manzarasıdır. Tepeye çıktığınızda Eskişehir ovası, Porsuk Çayı'nın kıvrımları ve şehrin modern yüzü ayaklarınızın altına serilir. Özellikle gün batımında buraya gelmek, hem fotoğrafçılar hem de tefekkür etmek isteyenler için eşsiz bir deneyimdir. Rüzgarın sesi, geçmişin kılıç seslerine karışır sanki.
Eskişehir sadece "gezilen" değil, "hissedilen" bir şehirdir. Eğer "Kuruluş" dizilerini izleyip o dönemin ruhunu merak ediyorsanız, setlere değil, tarihin gerçek başladığı yere; Karacahisar’a gelmelisiniz. Bu tepe, taş yığınından ibaret değil; bir devletin hafızasıdır.